villa temziliği ve toplum konusu
Tasarruf hakkı sahiplerine dayatdan yeni “vergiler” içinden en dikkat çekici olanları, kuşkusuz, onların aleyhine olmak üzere senyörün kendisine mal ettiği çeşitli tekellerdi. Senyör, kimi zaman, yüın belli dönemlerindeki şarap ya da bira satış hakkım kendisine ayırıyordu. Kimi zaman, sürünün üremesi için gerekli boğayı ya da damızhk domuzu, hatta Mi-<b’nin bazı bölgelerinde, harmanda düveni çekmekte kuUam-^ atları para karşıhğında sağlama hakkının tekelini talep %ordu. Köylüleri, genellikle, tahıllarım kendi değirmenindeövütmeleri, ekmeklerini kendi fırınında pişirmeleri ve lannı kendi sıkma makinesinde yapmaları için zorluyordu fi yükümlülüklerin adı bile çok açıklayıcıdır. Bunlara toplu olj rak “senyör hakin” (banalite) denilmektedir.villa temziliği Frank dönemin de bilinmeyen bu }nikümlülülderin, senyöre tanınmış olan eski Germenceden gelen “ban” sözcüğüyle adlandırılan em. retme yetldsinden başka bir temeli bulunmuyordu. Doğas, gereği şefin iktidarının ayrılmaz gücü olan bu emretme yet. kişi, senyörlük iktidarının bir parçası olarak çok eskiden ben mevcut olmakla birlikte, küçük yerel senyörlerin elinde, yat. gıçlık rollerinin gelişmesiyle daha da güçlendi. Bu senyötliil; haklarımn bölgelere göre dağılımı da çok bilgilendmcidir, Ka. mu gücünün zayıflamasının ve adalet yetkisinin yerel güçlerce ele geçirilmesinin en uç noktaya ulaştığı Fransa, en gözde vatanlarıydı.villa temziliği Yine burada, “yüce adalet” de denilen, en yüksel: yargı yetkilerini elinde tutan senyörlerce kullanılıyorlardı, Z-aten etkinlik alanlarının bu kadar çok olmadığı Almanya’da, genellikle. Frank devletinin tam anlamıyla yargıçlan olan kont-larm doğrudan mirasçılarınca ele geçirilmiş gibi görünmektedirler. İngiltere’ye, ancak N orman fethiyle birlikte, o da çok eksik olarak sızmışlardı. Açıkça görülmektedir ki, senyörlük yetkisi, öteki “ban”\n yani kral ya da temsilcilerine ait emretme yetkisinin etkisiz rekabetiyle karşılaştıkça, çok daha kapsayıcı ve kârlı bir hale gebyordu.
Kendi bölgesinde yönetme yetkisi bulunan kilise, hemeo her yerde, senyöre bağımlıydı; ancak aym bölge içinde birçok senyör bulunuyorsa bunlardan yalnızca birine bağımlı oluyordu. Bu kiliseler, genellikle, bir zamanlar senyörün atalarındaıı biri tarafından demesne toprakları üzerinde inşa ettkilmtj oluyorlardı. Ancak bu, benzer bir elkoymayı meşrulaşüimik için gerekli bir koşul değildi. Çünkü, o dönemdeki eğeme» görüşe göre, ortak ibadet edilen yer tüm iman sahiplerin® malvarlığı olarak kabul ediliyordu. Tıpkı Frizya gibi senyör-
